hjklh3.jpgMilliyet gazetesinin haftalık bir eki olan Televizyon’dan bir Ahu Türkpençe röpotajı;

HAFTANIN SÖYLEŞİSİ

Ahu Türkpençe:

Şöhreti Ben Seçtim

Ahu Türkpençe, “Üç tür şöhret var.Şöhret olup eskisi gibi yaşayanlar, Kraliçe edasıyla “Siz faniler” diye hava atanlar ve arada kalanlar” dedi.

“Bir İstanbul Masalı dizisiyle yıldızı parlayan Ahu Türkpençe, Atv’de yayımlanan “Şöhret” dizisiyle şöhretine şöhret katmaya devam ediyor.Ekran macerasına Tomris Giritlioğlu’nun keşfiyle beş yıl önce “Azad” dizisinde başrol oynayarak başlayan Türkpençe ile Radyo Pink’te sunduğu programı öncesi Ortaköy’de buluştuk.Randevu saatini bir saniye bile geçirmeden buluşacağımız kafede bizden önce hazır olan Türkpençe, canlandırdığı mutluluğunda bile hüzün olan kadın karakterlerin çok uzağına düşen neşeli tavırlarıyla sorularımızı yanıtladı.

*Şöhret yaklaşık iki yıldır çok izlenen ve sadık seyircileri olan bir dizi.Diziye gösterilen ilgiyi siz neye bağlıyorsunuz?

Magazin programlarının çok izlenmesinden de biliyoruz ki insanların çoğu şöhretli insanların yaşamlarını çok merak ediyor.Bizde dizide bu meraka hitap eden bir hikayeyi ele alıyoruz.Dizinin hikayesi çok güzel ve doğru seçilmiş bir konu.Bana göre sokaktaki insanların her ne kadar kabul edilmese bile yüzde 70′i ünlü olmak istiyor.Ünlü olmak başka bir şey, işini iyi yapmak başka bir şey ama onlar işini iyi yapmak değil, sadece ünlü olmak istiyor.Benim yüzüm gözüksün, beni tanısınlar gibi bir durum var.Tabi bunlar benim fikrim.Diziyi izleyenlerle yaptığım sohbetler, etrafımdan bana gelen tepkilerden yola çıkarak böyle bir şey diyebiliyorum.Ünlü olmak bir meslekmiş gibi görülüyor.Bu nedenle birinin sevgilisi ya da çocuğu olarak ortaya çıkmak eskiden insanlara dokunurdu ama şimdi kimseye dokunmuyor.Ya da bakanlığın önünde gidip bir kadın soyunuyor ve ünlü oluyor.Bunun altında da ekonomi gibi tek neden yok.Ekonomi, eğitim, sosyal statü gibi sorunlar bir araya geliyor ve böyle bir sonuç çıkıyor.

*Magazin programlarını izler misiniz ya da diziden sonra daha mı çok izlemeye başladınız?

Evet doğru, şimdi daha çok izlemeye başladım.Seyrettikçe de rolüm için ufak tefek şeyler bulabiliyorum.Eskiden de hiç seyretmiyor değildim.Denk geldikçe seyrediyordum.Magazim programlarını seyretmeyen yalan söylüyordur.Çünkü insanları durup baktırtıyorlar. “Az sonra” , “Az sonra” diye abuk sabuk şeyler de oluyor.Aslında komedi gibi geliyor bana.Ünlü isimlere saçma bir soru soruluyor.O soruya yine ünlü kişi saçma bir cevap veriyor.İzlerken nasıl yani diye ağzın açık kalıyor.Eminim ki başka bir zamanda, başka bir koşulda o kişi o soruya öyle bir cevap vermez.Öyle bir kata kulliye geliyor ki, o soruya saçma bir cevap veriyor.Sonuçta tiyatroda da absürd tiyatro bir diye dal var.Saçma olan her şey insanların dikkatini çekiyor.Bence ünlü magazini yapanlar işini çok iyi yapıyor.

Bizde Üç Türlü Şöhret Var

*Şöhretin ne içinde ne de dışındasınız, bu durumun dengesini nasıl sağlıyorsunuz?

Böyle yaşayan tek insan değilim.Hayır, ben şöhreti reddediyorum ve öyle yaşamıyorum diye bir durum yok.Şöhretin tanımı kişiye göre değişiyor.Şöhreti ben üçe ayırıyorum.Şöhret sayesinde benim gibi siması daha çok tanınmaya başlayanlar, eskisi gibi yaşamaya devam ediyorlar.Bu şöhreti kabul etmemek değil.Sokakta, gittiğim yerlerde tanındığım için yanıma gelenlerle sohbet ediyorum ama eskisi gibi yaşayarak da kendimi kısıtlamamaya çalışıyorum.İkinci gruptakiler de sahip oldukları şöhreti abartanlar.Onlar etrafta “Ben bir kral ya da kraliçeyim” edasıyla dolaşıp “Siz faniler” diyen insanlar.Sürekli bakımlı görünüp kendisini izleyenler ve görenlere örnek olma derdiyle yaşıyor.Tabii bu da onların tercihi asla kınamıyorum.Bu açıdan ben birinci grupta olduğum için şanslıyım.Üçüncü grup ise karar veremeyenler.Yani hem etrafta havalı havalı kraliçe gibi dolaşıp hem de eskiye bağlı kalarak “Ben değişmedim” diyenler var ki, hem öyle hem böyle olmuyor.Ortada garip, yaptıklarıyla da eklektik kalıyorlar.Bu nedenle mutsuz oluyorlar.Neyi istediğini bilmek ve onu yaşamak önemli.Ben ne istediğimi biliyorum, kendi doğrularımı yaşıyorum ve mutluyum.

*Şöhret dizisi yaz başında bitecek mi?

Önümüzdeki yaza hikaye biter diye düşünüyorum.Yapımcı ile bu konuda aynı fikirdeyiz.İki yıl bir dizi için iyi bir zaman dilimi ama hikaye nereye gider, başka bir şeye dönüşür mü onu bilmiyorum.

*Dizinizin devam edeceği belliyken yine de çok sayıda teklif almışsınız, doğru mu?maildo9.jpg

Aaa evet…O da çok saçma değil mi? Zaten bir işim var.Bu nedenle çağrıldığım görüşmelere bile gitmedim.Gidip görüşmenin bir anlamı yok ki.Bu elbette benim için gurur verici ama devam eden bir iş olduğu için çağırmak da çok mantıklı bir iş değil.Ne diyeceğim yapımcım Faruk Turgut’a şu kadar para vermezseniz, bırakıyorum.Yok yok yapar mıyım hiç öyle şey?

*”Bir İstanbul Masalı” da iki yıl sürdü ve çok izlendi.Şimdi “Şöhret” de öyle.Tutan dizilerle ilgili yakaladığınız bir formül var mı?

Varmış gibi gerçekten.(Gülüyor) “Bir İstanbul masalı” dizisini seçmem gibi bir durumum olmadı.Onlar beni seçtiler.Üç dört kez deneme çekimine katıldım.Onlar “Seni seçtik” dediklerinde düşünmedim bile.Altan Erkekli, Çetin Tekindor, Arsen Gürzap var.Salak mıyım oynamayayım? Çok severek oynadım. “Bir İstanbul Masalı” beni seçilenken seçen yaptı. “Şöhret”i ben seçtim.Önce senaryoya baktım.Hep acaba ben olsam seyreder miyim? sorusuna göre hareket ediyorum artık.Bu sorumun cevabı “Şöhret” için evet olduğundan kabul ettim.Nurseli İdiz’in oynaması, yönetmenin Bahadır İnce’nin olması, yapım şirketi derken kabul ettim. “Şöhret”ten önce okuduğum çok sayıda senaryonun büyük kısmı yayından kalktı.Bir iki tanesi şu an hala ekranda.Kabul etmediklerim, ben olsam seyretmem dediklerim.Tipik bir seyirciymişim gibi düşünerek karar veriyorum.Merak edilebilecek, hikayesi bir şey anlatan projeleri değerlendiriyorum.

*Neredesin Firuze’den sonra sinema filmi çekmediniz, var mı yeni proje?

Sinema filmi 2007 yazında yüzde 100 olacak.Üç dört arkadaşımla bir hikaye yazıyoruz.Yazın bitirip çekeceğiz.Ben daha çok fikir verme aşamasındayım.

Yeni Aşkıyla Çok Mutlu

*Setlerden başrol oyuncularıyla ilgili “Kaprisli, hiç de göründüğü gibi değil” şeklinde dedikodular kulaktan kulağa yayılır ama sizinle ilgili bu tarz bir şey duymadık.Bunun nedeni doğallığınız mı?

Dürüst olmamdan kaynaklanıyor bence.Kiminle tanışırsam tanışayım gayet dürüst davranırım.Mesela size de tanıştıktan sonra fotoğraf çektirmeyi sevmediğimi, saçlarım iyi değil şapkamı çıkarmak istemiyorum dedim.Bir şey saklamayınca ve doğruluğumdan emin oldukları için insanlar da inanıyorlar ama ben de onlara inanıyorum.İnsanlara güveniyorum.Dürüstlük ve güven duymak çok sağlıklı bir durum.Çünkü bu karşı tarafa da sorumluluk yüklüyor.Mecburen o da bana karşı dürüst olmaya çalışıyor.şu zamana kadar ne söylediysem doğru çıktı ve o nedenle de samimiyetime güveniyorlar.Atıyorum, şu benim sevgilim dersem öyledir, değil diyorsam da değildir.

*O zaman soralım, Fethi Kantarcı’dan ayrıldığınızı duyduk.Hayatınızda yeni biri var mı, varsa kim?

Kalbim boş değil.Ama “Kalbini dolduran kim?” diye sorarsan cevabını vermem.Söylememe sebebim de, özel hayatım hakkında fazla konuşmamam.Bir sevgilim var ve çok mutluyum.
Kareli Gömlek Adı Liseden

*Radyo Pink’te program yapıyorsunuz, DJ’lik fikri nasıl doğdu?

Çok enteresan, deneyim gibi başladı. “Yapar mısın?” diye sordular.Önce başaramam gibi geldi ama başladım ve şu anda iyi gidiyor.Programımın adı “Kareli Gömlek”.O isim de lise anılarımdan kalma.Lisedeyken arkadaşlarla bir radyo programı yapsak adı ne olurdu diye düşünürken aklıma o dönem çok moda olan oduncu gömlekleri gelmişti.Kareli Gömlek olur dedim.O zamandan kalma bu isim.Soranlara da programda anlatıyorum.Çok arayanlar var.Çarşamba günleri 17.00′de başlıyor.
(NOT=röportajın bu kısmında perşembe demişler radyo programının günü için ben düzelttim yazarken-Not2 Keloğlan filminden bahsetmemişler Ahu’nun 2 filmi var)
Üç saat sürüyor, konuş konuş bitmiyor.Hayata dair konuşuyoruz.İş çıkışı saatlerine denk geldiği için biraz daha eğlenceli, light şeyler konuşuyoruz.Mesela aşk acısı çekmemek, karşı tarafı tavlamak için neler yapmalı gibi konularda listeler yapıyoruz.Bir çok konunun listesini çıkardık.

Tiyatrodan Bu Yüzden Uzaklaştım

*Ekranda hep drama oyuncusu olarak seyirci karşısında oldunuz, komedi yapmayı düşünüyor musunuz?

Tabii ki komedi oynamak istiyorum.Ancak sırf yapmak için yapmak istemiyorum.Bir çok adaptasyon komedi dizileri yapılıyor ama hiç de öyle iyi olmuyor.Mesela “Avrupa Yakası” çok iyi, bizden çıkan bir iş.Zaten Gülse Birsel çok güzel yazıyor.Çok özel ve oyuncuları da süper bir dizi olduğu için beğenildi.Böyle iyi işlerin yapıldığını gördükçe neden gidip bir adaptasyonda oynayayım ki? Ancak Gülse gibi çok iyi bir yazar, iyi bir adaptasyon yazarsa ve hikaye de bize uyarsa ancak o zaman olabilir.Tiyatroyu da bu yüzden yapmıyorum.Son yıllarda çok ticari oyunlar yapılıyor.Paraya yönelik olduğu gül gibi açık tiyatro oyunlarında oynamak istemiyorum.Hele bu kadar bekledikten sonra yapmış olmak için tiyatro yapmam.

Rüyamdaki Gibi Reklam İstiyorum

*Bir söyleşinizde “Makyaj güzeliyim” demişsiniz, bu gerçek fikriniz mi, mütevazılık mı?

Hayır, tabii ki kendimi güzel buluyorum ama bazı kişiler var ki kaşı, gözü kalemle çizilmiş gibidir.Makyajla bile onu değiştiremezsin.Öyle de değilim dedim.Sonuçta makyajla daha da güzel oluyorum ama makyajla daha da çirkin oluyorum.Bu da benim için bir avantaj.Oynayabileceğim karakter yelpazesi genişliyor.

*Geçen yıl Duru’nun reklamlarında oynuyordunuz, yeni bir reklam projeniz var mı?

Teklifler geliyor ama ben bir rüya gördükten sonra bu konudaki fikrim değişti.Ben bir reklamda oynayacaksam mutlaka bu makyajla ilgili olmalı.Rüyamdaki reklam da makyajla ilgiliydi çünkü.Reklamda oynayan kadın ya da erkeğin güzel çıkması gerekiyor ya, bu nedenle zaten bir makyaj yapma durumu var.O yüzden şimdiye kadar gelen reklam tekliflerini kabul etmedim.

röpotaj ve resimler: dizifilm.com